ITAAT ya da ITIRAZ

Dün yapılan Kurultayı izlerken siyaseti bir kenara bırakıp yine her zamanki gibi davranışlara odaklandım; yöneten ve yönetilenlerin nasıl bir ilişki içinde olduğuna baktım. Çok iyi bildiğimiz bir şey var; her grup kendi ihtiyaçlarına uygun olarak yönetiliyor ama yönetimin esas başarısı sanırım, itiraz ve eleştirilerle baş ederken ortaya çıkıyor. Zaten itiraz yoksa, yönetmek için fazla bir çabaya da gerek yok. Ama itaat, sürdürülebilir değil.

İtiraz etmek için önce düşünmek ve analiz etmek lazım. Analiz, kelime anlamı olarak “bütünü parçalara bölmek” şeklinde tanımlanabilir. Bir olguyu “göründüğü biçimiyle” kabul etmeyip bileşenlerine ayırmak. Yani duruma göre, yıkıcı olabilir. Öte yandan analiz etmeden, sorun, hata ve eksikleri görmek ve problemi çözmek mümkün değil. Ama bu sürecin nerede duracağı çok önemli! Bir konuyu, yok edene kadar irdelemek ve sonu gelmeyen bir tartışmaya dönüştürmek mümkün. Peki hedef ne? İş dünyası ya da siyaset hiç fark etmez; bir noktada aksiyona geçmek ve analizlerin doğruluğunu test etmek gerekli. Sonuç olarak “yapıcı” olmak için, “fikir üretmek” gerekiyor.

İtirazları hedef yönünde uzlaştırmak; toparlayıcı ve ikna edici olmak; itaat yerine “gönüllü katılım” sağlayacak çözümleri düşünmek. Sanırım, iş yine liderde bitiyor.

About these ads

Bir Yorum Yaz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s